Türkiye sınırında, - ya da Pakistan - Tarafsız bir hat var. Çalılıkların olduğu tarafta - Bizim sınır askerleri ve bir de yüzbaşı, Sol tarafta ise - onların nöbet kulübeleri. Tarafsız hattaki çiçekler ise - Eşsiz güzellikte. Yüzbaşının nişanlısı, birlikte yaşamaya karar vermiş. Yanaşıp demiş ki: - Aşkım, durum böyle böyle... - Geline bir buket çiçek dermeli - Çiçeksiz düğün olur mu? Kafaları da çekmeli! Tarafsız hattaki çiçekler ise - Eşsiz güzellikte. Onların başındakine de, sanki mahkemeden celp gibi, Yine bir kadın yanaştı - bir tavır, bir tavır, Yine aynı şekilde "aşkım" diyor, ama Türkçe,- Düğün dernek kurulacak, diyor, tatil günü! Tarafsız hattaki çiçekler ise - Eşsiz güzellikte. Bizim sınır askerleri - cesur çocuklar - Üçü yüzbaşıyla gitmek için atıldı. Nereden bileceklerdi ki, bu Asyalı’ların Aynı gece çiçeklere çökeceklerini. Tarafsız hattaki çiçekler ise - Eşsiz güzellikte. Yüzbaşı, çiçeklerin kokusuyla ölesiye sarhoş, Onların yüzbaşısı da aynı, o da körkütük. Yığıldı kaldı çiçeklerin arasında, "ah" diyerek Türkçe, "Ana(-nı).." deyip yıkıldı bizim yüzbaşı. Tarafsız hattaki çiçekler ise - Eşsiz güzellikte. Uyuyor yüzbaşı, rüyasında Kremlin kapıları gibi açılıyor sınırlar. Onun hiç umurunda değildi elin memleketi - Biraz dolaşmak istemişti sahipsiz toprakta. Neden olmasındı ki? Kimsenin değildi toprak, Tarafsızdı! Tarafsız hattaki çiçekler ise - Eşsiz güzellikte.
© Hüseyin Avni Dağlı. Çeviri, 2015